30 Haziran 2009 Salı

Çılgınca Eğlenelim, Hadi Mutluluk Sarhoşu Olalım...

Hım... Şaşırdım Joshua. Bugün her şey pek bi' yolunda gitti. Gerçi gitmeyen bir şey vardı ya neyse o konuya şimdi değinmeyelim. Bugün İtalyan Konsolosluğuna gittim. Sıkı dur Joshua geliyor beklenen cevap. Vizemi aldım gidiyorum. 30 Ağustos'a kadar vize vermişler acaba 14'ünde dönmesem mi :P:D. Şimdi planlar yapılmaya başlanabilir. Schengen vizem var o kadar, İtalya dışınada çıksak ne güzel olur. Umarım ayaralayabiliriz. Ama öncelikle Cenova'yı görmeliyim. Çok merak ediyorum evet evet hem de çok... :D Neyse şimdi anneannemlerdeyim seninle fazla duramayacağım. Sonra görüşürüz...



Çığlık çığlığa, bağıra bağıra bayır aşağı koşalım mı?


Joshua...

29 Haziran 2009 Pazartesi

Yağmur Kardeşliği


Dışarıda yaz yağmuru yağıyor, belki yaz yağmurundan biraz daha fazlası. Gök gürültüsü ve hepsinden güzeli yağmur kardeşliği... Aynı küçükken oynadığımız gibi... Şimdi yine tekrar başa sarıyoruz tüm çocukluğu. Mutlu mesut bir çocukluğu... Hande ve Merve geldi bugün. Kuzenden fazlası yağmur kardeşiyiz biz. Nilay eksik. Her şey onsuz hep eksik. Dükkanda, bahçede oturduk bir masanın etrafına açtık saçlarımızı ve ıslanmaya koyulduk, gökyüzü bizi karşılar gibiydi. Şimşek hiç çakmadı hiç korkmadık. Ben zaten hayatım boyunca gök gürültüsünden hiç korkmadım ki... Yağmur seviyor ve kucaklıyor bizi. Bunları yazıyorum ve saçlarım hala ıslak, sırılsıklamım adeta ama duşa girmeden önce bu kelimeler bir cümleye oturtulmalı. Gök yüzüne bahşedilmeli tüm hapşuruklar. Ben tüm saadetimle atarken ıslak saçlarımı geriye, yüzüme bir iki damla yağmur damlası düşsün diye. Hım... Güzel kokuyor saçlarım. Hani böyle saçlarını toplarsın tepede, saldığında hoş bir koku yayılır ya etrafa... İşte öyle kokuyor yağmurda ıslanmış saçlarım.

Gök yüzü şimdi sarardı, yağmur dindi ama halen gök gürlemekte. Güneşin batması yakın ondan zaten bu sarılık. Nilay yüzünden burukta olsam yine de mutluyum, tuhaf bir mutluluk.

Anlattıkça eksilmesin diye anlam şimdi doğru yeniden ıslanmaya...


Joshua sen de ıslanmalısın bu gökyüzünün altında...

28 Haziran 2009 Pazar

sonra ben ona dönüp dedim ki: bi' saniye! sesli düşünüyorum...

Günler ne çabuk geçiyor ya kontrol gücümü kaybettim adeta. Bugün hava serin yağmurda yağdı yağacak ve ben sinir krizi geçirmek üzereyim. Neden mi? Yağmur yağacak diye değil tabi ki. Elektrikler gidip gidip geliyor bu durumun bende yarattığı sinir harbi için (bkz: daha önce ki bir yazım). O sebeple bu konuya fazla değinip kendi kendimi sinir etmeyeceğim. Bak midem yanmaya başladı gene. Nedense canım yazmak istememekte. Parmaklarımın ağırlaşması ve bileklerimin bende yarattığı yorgunluk hisside bunda en büyük etken. Bir de unutmadan sanki nöronlarımda pek bir isteksiz. Çok miskin bir insan olmaya başladım. Yatağıma doğru bile yönelemiyorum şurada bilgisayarın karşısında uyuya kalmak istiyorum. Tatlı rüyalar karga...


27 Haziran 2009 Cumartesi

"İnsanlarla yaşamak güç, çünkü susmak güç. Özelliklede geveze biri için."

Böyle dedi Zerdüşt!

Susmak zor bi' eylem he ne dersin Joshua. Tamam anladım ben seni cevap verme şimdilik. Nasıl olsa cevaplarsın elbet bir gün tüm sorularımı. Şimdi geçelim bugünün insan bedeninde yarattığı yorgunluk hissine. Kiminle konuşsam dökülüyor ya bu ne? Bu ne biçim bir sıcaktır? Ecemle konuştum oda aynı hatta "Nihan hiç halim yok dışarı çıkmaya valla arada Bağa (tamam işte anla Baha ;) ) olmasa çıkmam dışarıya" dedi. 18:30' da buluşacakmışız fakat ben halen nasıl dışarı çıkacağımı düşünüyorum. Ya benim uykum geliyor iki de bir bulduğum her boş alana yatmak gibi bir eylemde bulunuyorum ve anında küt pireler uçuşmaya başlamış bile. Ben kesin evin kapısından çıkarken uyuya kalırım. Saat şuan itibariyle 16:13 daha duşa gireceğim, saçlarımı kurutacağım işte uzun saçın külfeti yazın ortaya çıkıyor be Joshua... ama olsun asla vazgeçmem onlardan rapunzenlliğe kadar yolu var :P:D Şimdi sana bir soru soruyorum ama aslında sana sormuyorum gibi, nerede? çok içimden geldi ondan sordum yoksa sormazdım bilirsin. Meraklıyım evet lakin "nerede?" diyecek kadar değil ;) hım bu arada sürünerek gidiyorum televizyonu kapatmak için evet şimdi oturduğum yerden kalkıyorum tanrım buraya yapışmış gibiyim kalkıyorum, kalkıyorum ve kalktım. oh be! sonunda seste kesildi artık uyuyabilirim :P hayır oda ne ya şimdide havalandırma bu kadar çok ses çıkartmak zorunda mı? Ben en iyisi sahile gidip bi' dondurma yiyeyim bari anca kendime gelirim :D:D:D neyse saat şuan itibariyle 16:38'i göstermekte ben yavaştan yavaştan yaylanayım şu ekran karşısından yoksa geç kalacağım. Ya o benim genlerimde vardı öyle değil mi? "geç kalmak" bak o annemden geçmiş bana ama annemin ki hat safhada mesela annem 10 dakika içinde geliyorum diyorsa bil ki o en az 1 saattir. Yok ben yine de evden 15 dakika içinde çıkabilen bir insanım :D:D:D Neyse ya bu konuya nereden girdik şimdi hadi ben gidiyorum görüşmek üzere Joshua...

26 Haziran 2009 Cuma

michael jackson öldü mü?

Duyduklarıma inanamadım resmen.Joshua... Nasıl olur ya Michael Jackson nasıl ölür kavramı beynimden içeri kurşun gibi girdi. Anında televizyonun başına koştum CNN'i açtım. Evet duyduklarım doğruydu kardeşi çıkmış basın açıklaması yapıyor. Vay be dedim bir dönem de böyle kapanıyor... Birde bugün Charlie'nin Meleklerinden Farrah Fawcett'da ölmüş. O kadın kanserdi galiba bir de otobiyografisini hazırlıyordu acaba tamamlandı mı? Bana da dert olan şeylere bakar mısın? Üzüldüm bugün ama cidden ya. Bazı kişiler vardır hiç ölmeyecek gibi Michael Jackson'da öyleydi. Tuhaf oldum öyle işte...

Bu arada bu yazımda hiç beklemezken ne kadar hareketli geçiyor maşallah :P:D:D 7 Temmuzda Balıkesire gidecekmişiz sonra oradan döneceğim ve eğer 30 Haziran'da İtalyan Konsolosluğundan vizeyi almayı başarırsam (alırım diye düşünüyorum benim gibi birine vize vermeyeceklerde kime verecekler :D:D:D) 20 Temmuz'da İtalya yolcusuyum. Ondan sonra ancak 14 Ağustostan sonra görüşürüz Joshuaaaa bekle beni bebeğim :D:D:D Neyse en güzel haberse sevgili babacığımdan geldi, bayramda Antalya'ya gidelim dedi .Ben daha şu yaşıma kadar bi' bayramımı babaannem ve amcamlarla kutlamamıştım yuppiii. Bu duruma çok sevindim be Joshua :D:D:D

Şişt Joshua bugün senin hakkında düşündüklerim için kızdım kendime kıyamam ben sana yaa bugünlük affet ama söylemeden de geçemem belli olmaz ters tarafıma da gelme ;) dur ya basasım geldi seni bağrıma uyşşş Bağır demişken aklıma geldi ben bu sabah çaydanlığı ocağa koyarken demliği bir devirdim. Hemen uzaklaştım da sadece sıçrayanlarla yetindim ama öyle bir çığlık atmışım ki sofradan annemle babam da birden korkup çığırdılar tanrım berbattı daha çok korktum bir an sandım yaktım tüm bağırımıııı :'( allah'tan yanık falan olmadı olsada anca 6. dereceden :D:D:D anneme bunu dediğimden beri dalga geçiyor 6.derece yanık mı olur? diye ( sanki ben bilmiyorum, biyoloji bölümündeyiz herhalde boru mu? :D:D) Üzülme Joshua iyiyim şimdi geçti kızarıklıkta, no problemoo :P:D neyse hadi sonra görüşürüz. Benden bugünlük bu kadar. Koklaya koklaya öptüm kocaman :D:D
Abi bu nasıl bir vedalaşma şekli ya :D Joshua'yı öpmeye kalkan insan evladı olarak ben. Bu durumu incelemeliyim ;)

İyi geceler bebeğim...

24 Haziran 2009 Çarşamba

ayak bileğimden çekiştirme gidiyorum ben

Vize için başvuruda da bulunuldu hadi bakalım beklemeye koyuldum. Önceden gitmenin coşkunu yaşardım şimdiyse dönemenin tuhaflığını düşünmekteyim. Neye dönüyorum ki? Kocaman bir hiçliğe mi? Ya gitmemeliyim ya da dönmemeliyim gibi. Kızma bana, işin aslı böyle ama.

***

Biliyordum... Bunu tüm kalbimle hissediyordum. Yanılmadım. Hislerime hep güvendim zaten. Bu seferde yanıltmadı. Şimdi neyi mi biliyordun diyorsun? Sorma olur mu? Orası bana kalsın? Belki saçma gelir sana. Sorma sen yine de... Bazen her şeyi bilmek gereksizdir. Kısaca huzurluydum oradan biliyorum ;)

Hadi bu konuyuda geçelim. Hatta tüm konuları geçelim yazmak istemiyorum nedense... Sonra görüşelim. Mümkün mü?


Joshua yapma ama böyle bak yine kızdıracaksın beni bu aralar affettim seni ;)

22 Haziran 2009 Pazartesi

kronik rahatsız insan örneği ama bi' saniye ben kendimi tekrar etmiyorum ki

Ben kendimi tekrar etmiyorum evet. Bu beni biraz rahatlatıyor sanki. Eğer kendimi tekrar ettiysem bu cümleyi tekrar yazarak, lütfen bana söyleme olur mu?

İnternetin bana yarattığı zorluklar... Kullanamıyorum öyle istediğim zaman. Bİlgisayarın keyfi gelince. Ben en başından beri söylüyorum şu bilgisayar beni hiç sevmiyor diye. Garezi var! Biliyorum elimde bir çok kanıt var. Her neyse. Bu aralar görüşemeyiz belki de bu yüzden.

Sonunda aldım pasaportumu 20'sinde de gidiyorum. Keşke hiç dönmek zorunda olmasaydım. En azından 1-2 yıl. Yoksa gerçek bir "hiç" kelimesi tanımlamazdı beni. Çünkü ne yapar ne eder ben yine dönerim İstanbul'a evime. Ölene kadar yapamam başka bir yerde. Unutmadan 30'umda da Güney Afrika'da olacağım bunu bil, arama beni ;)

Joshua küstün mü bana?