27 Eylül 2009 Pazar
Kabusun tam ortasında uyanamamak
Joshuaaa bizim sözlük farklı bir yapılanmaya doğru yol almış. Bugün mail adresimi kontrol etmek suretiyle gmail hesabımı bir açtım karşımda sözlükten gelen mail. Okudum yıkıldım, üzüldüm Joshua. Artık yeni sözlükte yazacağım fakat sıfır entryle. Bu durumun bende yarattığı kabus "Tanrım!!!". Hani olayın güzel yönlerini falan düşünmeye çalışıyorum artık birinci nesilim falan filan ama içim sızım sızım sızlıyor. Orada öylece kocaman bir sıfır görmek. Fakat geriye bakmak yok sözüyle yola devam etme çabası güdüyorum. Tabii bununla cebelleşirken aynı zamanda valizi toparlama da ayrı bir koldan insana sinir krizi geçirtiyor. Bu bunalımla cinnet geçirmezsem yeridir. Yarın İstanbul'dayım ve yarın okul var ikisi bir arada çifte kavrulmuş cinnet :S. Hoşgeldin Joshuacığım cinnetime. Daha fazla burada durmadan babaya yardıma koşmak lazım görüşebilmek umuduyla. Bu yıl için son kez Antalaya'dan selamlar Joshuaa :(
25 Eylül 2009 Cuma
güneşli bir sabahta Antalya'da uyanmak
İstanbul'da hala yağmur yağıyor mu? İnan Joshua bilmiyorum şuan da pekte umrumda değil galiba. Malum güzel bir güne uyanmak Antalya'da eğer annemler hazırlanmayı başırırsa deniz kenarına gideceğiz iliklerimize kadar ısınıp saat öğleden sonrayı gösterdiğinde hafif rüzgarla serinleyeceğiz. Ya ne güzel geliyor kulağa bu böyle ben dönmek istemiyorum İstanbul'a. Kuzenler falan burası cümbür cemaat çok eğlenceli. Şimdi okulda var! Pazartesi sabahtan dön sonra birde okula git. Ama yok giderim ben çünkü Pazartesi günü laboratuvar dersi var. Ben ki bu dersi asla kaçırmam :D:D:D Joshua sana fare keseceğimizi söylemiş miydim? Aslında şu blogla ilgili bazı planlarım var Joshua umarım uygulamaya sokabilirim. Neyse şimdi gidiyorum ben çünkü annemler hazırlanmışlar ve yola çıkmışlar. Onlar bu gece halamdaydılar bizse amcamlarda :D Görüşmek üzere Joshuaa beni özle!
Not: Bu blogta problem var be Joshua amcamların bilgisayarı dışında hiç bir bilgisayarda açmayı başaramadım. Hım.. acaba erişim mi engelledi? Olabilir o zaman bizde devreye hemen dns'yi sokarız :D:D:D
Not: Bu blogta problem var be Joshua amcamların bilgisayarı dışında hiç bir bilgisayarda açmayı başaramadım. Hım.. acaba erişim mi engelledi? Olabilir o zaman bizde devreye hemen dns'yi sokarız :D:D:D
21 Eylül 2009 Pazartesi
Uzun bir aradan sonra merhaba Joshua...
Çok oldu farkındayım umarım kızmamışsındır ama neyse kızsan ne yazar sanki çokta tın! Uzun zamandır ipleçektiğim Antalya macerası gerçekleşmiş durumda. Şu anda Hüseyin amcamlardayız ailenin tüm erkekleri salonda maça dalmış durumdalar. Evet genelde Antalyada iken en azından bir kere bu durum gözler önüne seriliyor. Bayanlarda balkondalar öyle işte genel hatlarıyla burada ki durum :):) Aslında yazmak aklımagelmiyordu neyalan söyleyeyim Joshua evet düşünüyordumseni fakat yazmak gelmiyordu bir türlü. Zaten internette yok o sebeple daha bir karıştı bu işler. Neyse aslında gaza geldim de diyebiliriz. Dün Eray abim neden artık Joshua'ya yazmıyorsun dedim şöyle bir dondum kaldım şahsen takip ediyor olması hoşuma gitti. Sonra Begüm'de soruyordu niye yazmıyorsun diye şiştt Muzaffer sesini duyamadım ben senin :D:D:D Bu aralar çok fazla olay olmasın rağmen bende anlatma isteğimi yok ne bilemedim ben şimdi bak kafam karıştı. Joshua görüyorsun değil mi yine saçmalamaya başladım. Doğamda var bu anladım. Sana İtalyadan bir iki fotoğraf koyayım ve yazımı tamamlayayım. Çünkü şuan da yanımda Didarcan var ve biz birlikte vakit geçirelim diyoruz. Görüşmek üzere Joshua...
Anlaşılacağı gibi Venedik. Karnaval Şubat ayında olduğundan benim bu halimi gören Turistlerhemen makinelerine kilitlendi :D:D:D

Roma İspanyol Merdivenleri. Bir jazz konseri öncesi kalabalık :)
Anlaşılacağı gibi Venedik. Karnaval Şubat ayında olduğundan benim bu halimi gören Turistlerhemen makinelerine kilitlendi :D:D:D
22 Temmuz 2009 Çarşamba
floransa universitesi kutuphanesinden yavru karga selamlar Joshua' yi...
Joshua... Sanki bana seslendin gibi oldu hemen gelip bi' ne var ne yok diye kontrol edeyim dedim. Hissetmistim ben zaten cok agladigini o yuzden geldim yanina bak ben hic yariyolda birakmadim seni birakmamda ;) tamam geciyorum bu muhabbeti.
Bugun Sarah'la diye devam edecek olan cumlemi mahvettim. Klavyeyi devre disi biraktim kendimi tebrik ediyorum bu sebeple ac kapa yaptim ama o da nesi gel gorki acilsin. Bence bu bilgisayarlarin topluca benimle ilgili sorunlari var. Sonra yanda ki bilgisayara gectim bu seferde o sifreyi kabul etmedi cildiracaktim anlatamam. Ben sifre ile alakali olarak cildirirken benim katlettigimi sandigim bilgisayara bir cocuk gecti. Nilay'a ne olur su cocuktan yardim istede acsin su bilgisayari diye yakiniyordum. Nilay gicigi soylemem diye tutturuyordu. Cocuk cikti almak icin kalkti yerinden. Nilay'a "geceyim mi tekrar eski yerime" dedim cocuk diger tarafta Nilay guluyor falan filan neyse ciktisini alinca gittide eski yerime tekrar oturdum ve sana ayni yerden yaziyorum Joshua :) Bu arada nerede kalmistik... Him... Sarah diyordum, onunla merkezdeki Ingilizce kursuna gidecektim ama kendimi iyi hissetmedigim icin o yalniz gitti. Sarah burada eczacilik okuyor. Iranli ve orada Italyan Dili ve Edebiyati okumus. Dun aksam kalabaliktik hep birlikte Turkiye'den getirdiklerimden yedik. Yarinda manti partisi var ve cuma gununede bir parti ayarladik. Ilk basta zorlanirim diye dusunmustum ama her sey cok eglenceli ve keyifli geciyor. Serenayla oturup muhabbet ediyoruz. Ben ona Turkce kelimeleri o da bana Italyanca kelimeleri ogretiyor tabi bunun icin de ingilizceyi kullaniyoruz. Buradakilerle konusurken cok rahatim cunku yanlis soylediklerime aldirmiyorlar. Mesela kutuphaneye gelmeden once yemekhanedeydik. Orada Antonio ile tanistim onun ingilizcesi benimkinden beter. Fransizca biliyor musun dedi o daha acikliydi. Neyse ama anlastik mi? Anlastik. Kaynastik mi? Kaynastik. O zaman no problemo ;) Ayrica uzun zamandir gulmedigim kadar da cok guldum. Hani su karnina kirap girmesi gibi. Mevzu belki basit ve sacmaydi ama o kadar cok guldum ki... Oyle iste :) Birazdan Nilayla merkeze gidecegiz daha merkezi gormedim. Sinav haftasi oldugu icin pek gezemiyoruz. Dun Nilaylarin okuluna gittik. Fizik, kimya ve biyoloji fakultelerinin oldugu bolume gittik. Bir suru laboratuar vardi. Gercekten bizim okudugumuzun kat kat uzerinde bir egitim aliyorlar. Neyse moral bozmaya gerek yok. Simdi gitmek zorundayim. Joshua kendine iyi bak!
Hoscakal...
Bugun Sarah'la diye devam edecek olan cumlemi mahvettim. Klavyeyi devre disi biraktim kendimi tebrik ediyorum bu sebeple ac kapa yaptim ama o da nesi gel gorki acilsin. Bence bu bilgisayarlarin topluca benimle ilgili sorunlari var. Sonra yanda ki bilgisayara gectim bu seferde o sifreyi kabul etmedi cildiracaktim anlatamam. Ben sifre ile alakali olarak cildirirken benim katlettigimi sandigim bilgisayara bir cocuk gecti. Nilay'a ne olur su cocuktan yardim istede acsin su bilgisayari diye yakiniyordum. Nilay gicigi soylemem diye tutturuyordu. Cocuk cikti almak icin kalkti yerinden. Nilay'a "geceyim mi tekrar eski yerime" dedim cocuk diger tarafta Nilay guluyor falan filan neyse ciktisini alinca gittide eski yerime tekrar oturdum ve sana ayni yerden yaziyorum Joshua :) Bu arada nerede kalmistik... Him... Sarah diyordum, onunla merkezdeki Ingilizce kursuna gidecektim ama kendimi iyi hissetmedigim icin o yalniz gitti. Sarah burada eczacilik okuyor. Iranli ve orada Italyan Dili ve Edebiyati okumus. Dun aksam kalabaliktik hep birlikte Turkiye'den getirdiklerimden yedik. Yarinda manti partisi var ve cuma gununede bir parti ayarladik. Ilk basta zorlanirim diye dusunmustum ama her sey cok eglenceli ve keyifli geciyor. Serenayla oturup muhabbet ediyoruz. Ben ona Turkce kelimeleri o da bana Italyanca kelimeleri ogretiyor tabi bunun icin de ingilizceyi kullaniyoruz. Buradakilerle konusurken cok rahatim cunku yanlis soylediklerime aldirmiyorlar. Mesela kutuphaneye gelmeden once yemekhanedeydik. Orada Antonio ile tanistim onun ingilizcesi benimkinden beter. Fransizca biliyor musun dedi o daha acikliydi. Neyse ama anlastik mi? Anlastik. Kaynastik mi? Kaynastik. O zaman no problemo ;) Ayrica uzun zamandir gulmedigim kadar da cok guldum. Hani su karnina kirap girmesi gibi. Mevzu belki basit ve sacmaydi ama o kadar cok guldum ki... Oyle iste :) Birazdan Nilayla merkeze gidecegiz daha merkezi gormedim. Sinav haftasi oldugu icin pek gezemiyoruz. Dun Nilaylarin okuluna gittik. Fizik, kimya ve biyoloji fakultelerinin oldugu bolume gittik. Bir suru laboratuar vardi. Gercekten bizim okudugumuzun kat kat uzerinde bir egitim aliyorlar. Neyse moral bozmaya gerek yok. Simdi gitmek zorundayim. Joshua kendine iyi bak!
Hoscakal...
19 Temmuz 2009 Pazar
O çiğ köfte ki gecenin bir yarısı beni yaşamdan soğutan
Eğer bir kabusun içindeysem uyandır beni Joshua... Gerçi şuan da yaşam formum gecenin 3'ünden çok daha normal. Ölmeyi istediğimi hatırlıyorum. Uyanıkken kabus görmek bu herehalde. Midemi üşüttüm Joshua ve dün yediğim çiğ köfte ölüm nedenim olabilirdi. Kusamamanın yarattığı uçurum hissi. Kusmak için 3'ten 5'e kadar beklemek ve o bekleyiş esnasında yorgunluktan tuvalette yerde uyuyakalmak çünkü yatağa yattığında uyuyamamak. Sonunda başarmak ama işte o çiğ köfte yüzünden ömrünün en berbat kusmuğunu vücudundan dışarı salmak. Tüm yemek borunun yanması burun deliklerinden adeta alev çıkması. ve işte o zaman çiğ köftenin içindekiler bölümüne beyninde bir yolculuğa çıkmak. Yetmiyormuş gibi birde mide ağrısı çekmek. Sonra ağlamak, ağlamak ve ağlamak... Ağladım cidden ya Joshua bak dalga geçme, sende ne halden anlamaz ne malzeme bulur bulmaz kullanır çıktın. Terbiyesiz Joshua gider ayak trip yapmamı mı istiyorsun yoksa? Ardımdan çok üzülürsün bak. Bu iğrenç anımıda paylaştıktan sonra geçelim valiz hazırlıklarına. Şuanda annem ve teyzemler börek sarıyolar biraz önceden zeytin yağlı sarma olayını tamamladılar. Anlayacağın Joshua yarın akşam İtalya'da ziyafet var Floransa'da :):):). Neyse Türklerden alışkın oldukları için sorun çıkartmıyorlar. havaalanında Ama komik bu durum. Anne yüreği işte Nilay'ın canı çekti diye bir ton şey gönderiyor benimle :):) Çok yorgun hissediyorum kendimi uykumu alamadım bir türlü. Birazdan Ecem gelir. Bak yine mideme ağrı girdi. Bak yine kızdım sinir bilgisayar. Sana bir şey itiraf edeyyim mi? Nefret ediyorum senden. Umarım içine virüsler girerde çökersin. Ayrıca bu i tunes programının üreticilerinede selam olsun. Cinnet geçirmek üzereyim. Sonra görüşürüz Joshua hadi hoşçakal.
18 Temmuz 2009 Cumartesi
Bundan böyle her ayın 18'i hippi günü olsun.
Bugün dehşet güzeldi bugün hippi günüydü. Ceysu'nun yanında getirdiği gözlükler çok manyaktı. Keşke bende annemin eski gözlüklerine bi' bakınsaydım. Ama güneş çoktan batmıştı. Fakat hiç pes edilir mi? Ceysunun tipi hala aklımda siyah camlı gözlüklerle Nihan ay çıktı mı? diye soruşu yarılarak gülme nedeni. Seviyorum ben bu deliyi ya. Tabii birde bu tipimizle çiğ köfte yiyişimiz ayrı güzeldi. Su şişeleri kolumuzun altında kekolar gibi :):) Güzeldi ya iyi eğlendik. Aslında korkuyorum başka bir şeyi aktarmaya. Kod adı bili bili olan biriylede güzeldi bugün. Umut'u gezidirdik falan eğlenceliydi. Eski fotoğraflarda ayrı komikti. Annemin ve babamın eski fotoğrafları okul yılları falan. Deli miyiz biz be :D:D Yok biz gayet normaliz. Yanlışlıla sayfayı kapattım ne diyordum ben. Neyse şimdi midem bi' kötü oldu. Çiğ köftemi dokundu yoksa. Neyse sonra görüşürüz. Hadi iyi akşamlar.
Bu kötü bir kapanış oldu ama yetinmeyi bilmelisin Joshua...
Bu kötü bir kapanış oldu ama yetinmeyi bilmelisin Joshua...
Goodbye Bafana (Özgürlüğün Rengi)
Dün yine şöyle geçmişte bir yolculuk yaptım. Kanallar arası zapink yapma telaşım esnasında cnbc-e'de karşılaştım ustalara saygı kuşağında "Özgürlüğün Rengi"'yle. Geçen sene bu zamanlarda Bartın'da seyretmiştik biz bu filmi Ecemle. Hatta ağlamıştım ben yine. Oturdum dün yine seyrettim. Güzel bir filmdi. Bak yine olsa yine seyrederim. O gün geldi aklıma. Ecem hastaydı sanırım biraz ateşi vardı. Ayşegül'e pilavı ben yapıcam demiştim ama sonra suyunu ayarlayamayıp pilavı lapa yapmıştım. 5 kız bir evdeydik gayet güzel bir şekilde yemiştik pilavı. Sanırım pilavın yanında bir de bezelye yemeği vardı. Sonra hatırladığım kadarıyla yoğurt koyunca pilavın tadıda gayet güzel olmuştu. Ya da ben çok acımıştım ondan bana tadı o kadar güzel gelmişti. Yorum yok :) Ben Özgürlüğün Rengini seyrederken kanal d'de Yeni Dünya vardı. Onuda seyredeli bi' 2 yıl oluyor herhalde ama günü hatırlamıyorum Joshua :) boşna bir hikaye daha bekleme. Neyse başıma çok pis bir şey musallat oldu. Petibör bisküvi ile nutella. Bunun kaynağı neye dayanıyor peki. Balıkesir'den döndüğümüz günün gecesi nasıl acıktım ama kelimelerle tarif edemem bu durumu. Evde ekmek falan yok. Ölüyorum açlıktan. Saat gecenin onbiri. O esnada mutfakta gözüme ilişen bisküviyi kaptım nutellayıda aldım çayda yaptım. Ohh mis gibi bir güzel yedim. Şimdi geceleri devam etmekteyim. Öyle az buzda yemiyorum dağıtıyorum valla ortalığı, silip süpürüyorum :D Yakında duba olurum ben Joshua... Yok bu durum düşük bi' ihtimal öyle kilo alan biri değilim. En çokta bunu seviyorum zaten. Dengesiz bir beslenme örneği göster yine de kilo alma. Hava atayım biraz :D:D:D
Neyse kaldığımız yeri bana hatırlatırsın Joshua... Sonra devam ederiz ;)
Neyse kaldığımız yeri bana hatırlatırsın Joshua... Sonra devam ederiz ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)